Web Tasarım Ankara

 MEDDAHLIK NEDİR?

Methedici (övücü), taklitler yaparak Tiyatro sahnesinde ya da dört tarafı açık meydanda halkla göz, göze temas kurmayı becerebilen, canlandırma ve benzetme öğelerinden yararlanarak öykü anlatma sanatına sahip tiyatro oyuncusu ve yönetmenidir.

MEDDAHLIK TARİHİ SÜRECİNDE NASIL GELİŞME GÖSTERMİŞTİR.

Türk Meddahlık sanatının 14 yüzyılda önce sarayda başlayan serüveni, halkın arasına karışmasıyla amacına ulaşmıştır… Şehirden, şehir e götürdüğü hikâyeleri ve havadisleriyle ayaklı gazete görevini sürdüren Meddahların doğudan gelen Arap kökenli meddahların aksine mukallit yapılarının verdiği kuvvetle halktan aldığı izlenimleri nakış titizliğiyle işleyerek  anlatmıştır.., Tarih içinde kıssahân, şehnamehân ve hayal baz olarak anılması Meddah sanatçılarının yanında taşıdığı sandığın içinde zamanla Kukla ve karagöz ve tel cambazlığı, hokkabazlık gösterilerini de götürmesiyle Tarih içinde tek kişilik seyyar kumpanyaları oluşmuştur.. Bu esvaplara uygun son Meddah Rahmetli  Ankaralı Hadi Poyrazoğlu dur…

MEDDAHIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR.

Meddahlar  iyi bir ses yapısına, müzik kulağına ( hanende ) iyi bir hafızaya ve sesini ve mimiğini çok iyi kullanan oyuncular  olmalarıdır…

MEDDAH OLMAK İÇİN NASIL BİR EĞİTİM GEREKLİDİR

Eskiden meddah olmanın tek şartı Usta sanatçıların yanında eğitim alan usta, çırak ilişkisiydi.. Şimdi ise geleneksel olarak  meddah olabilmek , bu mesleği sürdüren meddahlar fazla olmadığı için zorlaşmıştır… Bugün için Meddah olmanın tek şartı iyi bir tiyatro eğitimi almaktan geçmektedir. Konservatuvarlarda eğitim alan oyuncuların Meddahlık geleneğini sürdürebilme imkanları olmasına rağmen bu güne kadar birkaç usta hariç denememişlerdir.

MEDDAHLIK TEKNİĞİ VE TAVIRLARI

Meddah öncelikle bulunduğu ortamı ( gösteri yapacağı topluluk ) iyi etüt eder. Ortamın bulunduğu ahaliye onların sorunlarını, acılarını, sevinçlerini konu alan hikâyeleri seçer ve onlara uygun hikâyeleri anlatırdı. Geleneksel meddahların genellikle yanlarında bir bavul muhakkak olurdu.. Bavulunda Zilli tefi , fes ve şapka  çeşitleri, peştamalı, pastavı olmazsa olmazlarıdır.. Yanında taşıdığı bastonu ve bavuldan çıkardığı peştamalı omuzuna atarak genellikle yüksekçe bir sandalyeye oturarak karşısında bulunan seyircilerin teker, teker gözlerinin içine bakarak dikkatlerini toplamak için bastonu güçlü şeklide yere vurarak, hikâyesine başlardı. Hikâyesinin ilk adımında beyit biçiminde geleneksel bir girişle başlayıp, sonucu anlatacağı hikâyeye bağlardı. Önce Hikâyesin içindeki yeri ve kahramanları anlatır, hikâyenin eskiliğinden dem vurarak o güne ilişkin hiçbir kişiye ve olaya atıfta bulunmadığını özellikle vurgulayarak dinleyenlerin kırılmaması için tenzih ederdi. Arkasından hikâyesini coşkuyla anlatır ve anlatımını. Taklit ve tiplemelerle, çeşitli mimiklerle destekler. Meddahların çoğu, klasikleşmiş beyitlerle öykülerine başlarlar.

 Meddah anlatacağı öyküye geçmeden önce  "Haak dostum Haak!" diyerek çoğunlukla şu beyitle öyküye girer "Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letafet, Dinle imdi bende-i âcizden hoş bir hikâye” Yaşadıklarını anlattıkça meclise neşe verir. Şimdi âciz kulundan bir hikâye dinle."

MEDDAHLARIN KULLANDIĞI SEMBOLLERİN ANLAMI VARMI?

Meddahın en önemli aksesuarı pastavı yada bastonudur. Pastav, zamanı geldiğinde efekt aletidir (kapı vurulması, ayak sesleri, çarpışmalar vs. bununla diğer ele vurularak elde edilir)hem de yerine pastavının yada bastonunun üstüne taktığı şapkasıyla oyunda geçen diğer bir kişiyle konuşuyormuş gibi oynar.  

TARİHDEKİ EN ÖNEMLİ MEDDAHLAR

Evliya Çelebi de “Seyahatname”sinde İstanbul, Erzurum, Malatya ve Bursa’da hikâye anlatan birçok meddahın adını saymaktadır. III. Murat’ın “Eğlence” adlı meddahıyla IV. Murat döneminde yetişen Tıfli Çelebi, 19. yüzyılda Aşkî ve Sururî, adları bilinen tarihdeki  meddahların en ünlüleridir. Günümüzde ise  bu mesleği benim dışımda uygulayan sanatçılardan bazıları Mehmet Esen,  Ulvi Alacakaptan, Rauf Altıntak, Ahmet Yenilmez, Münir Canar ın yanı sıra büyük usta Erol günaydındır..

MEDDAHLAR HİKÂYELERİNİN KAYNAĞINI NERDEN ALIR.

Ben meddah hikayelerimi genellikle kendi hayatımda yaşadıklarımla kesitleri yoğuracağım öyküleri halk hikayelerinden seçer ve genişletirim.. En son Sait faik Abasıyanık dan aldığım küçük ve duygusal bir hikayeyi ANA YÜREĞİ ismiyle uyarladım.. Ama tarihdeki meddah ustalarımız dede korkut ve Karacaoğlan hikâyelerini güncel yaşama uyarlayarak oynamışlardır.

ESKİ MEDDAHLARLA GÜNÜMÜZ MEDDAHLARI ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR.

Benim anlattığım hikayelerde  başlangıçta ve sonda var olan tekerlemeleri kısaltarak hikayenin konusuna önem vermeye gayret ederim.. Eski ustalarımız ise tekerleme kısmına ayırdığı zaman oyunun yarısına yakın bir süredir… Eski ustalarımız sandalye ye oturduğu andan itibaren sandalyeden kalkmamaya gayret ederdi ve kati suretle kalkmazdı ama ben gerektiğinde halkla yakın temas kurmak için ayağa kalkarım.. Kıyafet özel günler olmadığı sürece güncel kıyafetle çıkmamaya gayret ederim.. eskiden ustalar günlük yaşadığı kıyafetlerle hikayelerini anlatırlardı.

 

Fotoğraflar